Yeni Nesil Başarı:Başarıya Giden Öğrenme Kültürü

Bugünün çocukları, hızlı akan bir zamanın içinde büyüyor. Bir yandan yoğun bir akademik tempo, diğer yandan sosyal hayat, ekran kullanımı, sınav baskısı… Tüm bunlar bir araya geldiğinde ders çalışma çoğu çocuk için “başlaması en zor iş”e dönüşebiliyor.

Oysa öğrenmek insanın en doğal süreçlerinden biridir. Bir çocuğun merakı, soruları, keşfetme isteği…

Doğru desteklendiğinde öğrenmek bir zorunluluktan çıkıp güçlü bir yaşam becerisine dönüşür. İşte bu nedenle etkili ders çalışma, yalnızca “kaç saat çalıştığıyla” ölçülen bir performans değildir; çocuğun öğrenme yolculuğunda kendini güvende hissetmesi, planlı davranmayı öğrenmesi ve kendi ritmini bulmasıyla şekillenir.

BAŞARI NEYİ GEREKTİRİR?

Her çocuğun öğrenme hızı, dikkati toplama biçimi ve çalışma tarzı birbirinden farklıdır. Tıpkı duyguların ve ilişkilerin her çocukta başka bir ritimde gelişmesi gibi, öğrenmenin de kendine özgü bir akışı vardır.

Etkili ders çalışma, çocuğun bu ritmi keşfetmesiyle başlar. Kimi çocuk okuyarak dingin bir şekilde öğrenir, kimi yazarak içselleştirir, kimi yüksek sesle anlatarak pekiştirir. Bazıları kısa ama yoğun odaklanır; bazıları daha yavaş ilerler fakat öğrendiğini daha kalıcı hale getirir.

Önemli olan çocuğa şu mesajın geçmesidir: “Senin öğrenme şeklin değerli. Önemli olan, kendi yolunu bulman.” Çünkü bir çocuk kendi öğrenme tarzını fark ettiğinde, yalnızca ders çalışmayı değil; kendi kapasitesini, sınırlarını ve güçlü yönlerini tanımaya başlar. Bu farkındalık, akademik başarının olduğu kadar yaşam boyu sürecek özgüvenli öğrenmenin de temelini oluşturur.

ERS ÇALIŞMAK SADECE DERS ÇALIŞMAK DEĞİLDİR.

Ders çalışmak, çoğu zaman masaya oturmak ve kitabı açmaktan ibaret gibi görünür; oysa bir çocuk için bu an, zihinsel ve duygusal olarak pek çok sürecin aynı anda harekete geçtiği bir başlangıçtır.

“Nereden başlayacağım?”
“Bu konu bana zor geliyor.”
“Ne kadar zamanım var?”
“Bitirebilecek miyim?”

Bu iç sesler, ders çalışmanın duygusal tarafını oluşturur ve çoğu zaman öğrenmenin kendisinden daha belirleyici olabilir. Bu nedenle ders çalışma, yalnızca bilgi aktarma süreci değil; çocuğun kendini tanıdığı, duygularını yönettiği, dikkatini topladığı ve kendi yöntemini geliştirdiği bir iç yolculuktur.

Çocuk çalışırken kendi temposunu keşfeder; zorlandığında pes etmek yerine nasıl devam edeceğini öğrenir. Mola vermeyi, yeniden başlamayı, hatadan dönmeyi ve toparlanmayı deneyimler. Tüm bu küçük adımlar, onun gelecekteki çalışma alışkanlıklarının temel tuğlalarını oluşturur.

Yani ders çalışmak, sadece sayfayı doldurmak değil; dayanıklılık, öz düzenleme ve özgüven gibi yaşam boyu kullanacağı becerilerin şekillendiği bir deneyimdir.

ZAMANI YÖNETMEK, SINAVI DEĞİL HAYATI YÖNETMEKTİR.

Zaman yönetimi çoğu çocuk için karmaşık bir beceri gibi görünür.

Fakat aslında zaman yönetimi:

•          Ne zaman çalışacağını bilmek,

•          Ne zaman dinleneceğini bilmek,

•          Ne zaman duracağını fark edebilmek demektir.

Bir çocuğun “Ben bugün ne yapacağımı biliyorum.” demesi, akademik başarıdan önce iç kontrol duygusunu güçlendirir. Küçük bir haftalık plan, zihindeki dağınıklığı toparlar.

Çocuk şu cümleyi kurabildiğinde öğrenme çok daha kolay hâle gelir:

“Bugün nereye odaklanacağım belli.”

Planlama, sorumluluk duygusunu besler; sorumluluk duygusu da başarıyı.

ÇALIŞMA ORTAMI: ZİHNİN AYNASI

Çalışma ortamı, çocuğun zihnini anlatır aslında. Dağınık bir masa çoğu zaman dağınık bir zihni; düzenli bir masa daha sakin bir düşünceyi çağrıştırır. Amaç kusursuzluk değil; çocuğun kendine ait, dikkatini toplayabildiği sade ve güvenli bir köşe yaratmasıdır.

Telefonun sessizde olduğu, ekranların sınırlandığı, zihnin nefes alabildiği bir yer… Çocuk böyle bir ortamda çalıştığında, öğrenme daha akışkan hâle gelir.

DUYGUSAL TEKRARIN GÜCÜ: ÖĞRENMENİN GİZLİ MOTORU

Bilgi, tekrar edilmediğinde zihinde zayıflar. Çocuk öğrendiğini ne kadar sık gözden geçirirse, öğrenme o kadar kalıcı hâle gelir.

Ama tekrar, kuru kuruya “aynı sayfayı baştan okumak” değildir.

•          Konuyu kendi cümleleriyle anlatmak,

•          Bir arkadaşına açıklamak,

•          Mini bir özet hazırlamak,

•          Küçük sorular çözmek…

Bunların her biri beynin farklı alanlarını harekete geçirir ve öğrenmeyi derinleştirir. Çocuk şu duyguyu yaşar: “Ben bunu gerçekten anladım.” İşte bu duygu, motivasyonun temelidir.

MOLA VERMEK LÜKS DEĞİL, BEYNİN İHTİYACIDIR.

Birçok öğrenci “çok çalışırsam daha başarılı olurum” sanır. Oysa beynin bir sınırı vardır. Uzun süre kesintisiz çalışmak, öğrenmeyi desteklemek yerine öğrenmeyi zayıflatır. Kısa çalışma – kısa mola döngüsü, beynin bilgiyi işlemeyi sürdürmesi için önemlidir. Mola vermek tembellik değil, öğrenmenin bir parçasıdır. Çocuk kendini suçlamadan şunu diyebilmelidir: “Şimdi 5 dakika dinleniyorum ve birazdan kaldığım yerden devam edeceğim.” Bu yaklaşım uzun vadeli sürdürülebilir çalışma alışkanlığı oluşturur.

MOLA MOTİVASYON: ÖĞRENCİNİN İÇ SESİNİ GÜÇLENDİRMEK

Motivasyon, bazen bir öğretmenin söylediği bir cümlede, bazen bir ebeveynin nazik bakışında, bazen de çocuğun kendi içinden yükselen bir “yapabilirim” hissinde saklıdır. Bir çocuk başarıya yaklaştığını hissettiğinde çalışmak daha anlamlı hâle gelir.

Ebeveynler için en güçlü motivasyon desteği ise şudur: “Çabanı görüyorum.” Nottan bağımsız, karşılaştırmasız, yargısız bir cümle… Bu cümle çocuğun iç sesine dönüşür ve öğrenme isteğini besler.

EVDE KÜÇÜK DOKUNUŞLAR, ÇOCUKTA BÜYÜK DEĞİŞİMLER YARATIR

Akşam sofralarında günün kısa bir değerlendirmesi, ders çalışma sonrası küçük bir sohbet, zorluk yaşandığında yargısız bir yaklaşım…

Bunların her biri çocuğun akademik gelişimini destekleyen görünmez bağlardır. Önemli olan mükemmellik değil, devamlılık. Her gün küçük bir adım atabilen çocuk, kendi öğrenme kapasitesini keşfeder.

BAŞARI YOLCULUKTUR, ACELE DEĞİL

Etkili ders çalışma; uzun masalar, ağır programlar, yoğun baskılarla değil, çocuğun kendini tanıması, ritmini bulması ve desteklendiğini hissetmesiyle büyür.

Bir çocuk öğrenmeyi sevmeye başladığında, başarı zaten sessizce yaklaşır ve aslında tüm süreç şu  cümlede özetlenir: “Öğrenmek, kendini geliştirme yolculuğudur; her adım  kıymetlidir.”

~YENİ NESİL 2000 OKULLARI

Next
Next

Yeni Nesil Başarı:Duyguları Tanımak, İlişkileri Güçlendirmek