Yeni Nesil Başarı:Başarıya Alan Açmak,Hedefin Bu Süreçteki Rolü
Başarı, çoğu zaman sonuçlar üzerinden tanımlanır. Akademik performans, sınavlar, alınan notlar… Oysa çocuklar için başarıya giden yol, bu sonuçlardan önce başlar. Bir işe başlayabilme, zorlandığında tamamen vazgeçmemeyi deneyebilme ve kendi ilerlemesini fark edebilme becerisi; başarı algısının temelini oluşturur.
Bu becerilerin gelişiminde hedef kavramı önemli bir yer tutar; çünkü hedef, çocuğun yaptığı çabanın bir anlamı olduğunu fark etmesine yardımcı olur. Hedef sayesinde çocuk, yalnızca görevleri yerine getiren biri olmaktan çıkıp, kendi ilerlemesini izleyebilen bir özne hâline gelir. Bu yön duygusu, çocuğun motivasyonunu dış beklentilerden bağımsız olarak sürdürebilmesinde belirleyici bir rol oynar.
Hedef, Sonuçtan Önce Bir Yön Duygusudur!
Ancak çocuklar söz konusu olduğunda hedef, çoğu zaman yetişkin dünyasındaki anlamıyla ele alınır. Oysa çocuk için hedef; uzun vadeli planlar, kesin sonuçlar ya da geleceğe dair büyük beklentilerden önce, ilerlediği yolu fark edebilmesini sağlayan bir yön duygusudur. Hedef, bu anlamıyla çocuğun nereye gittiğini bilmesinden çok, yolda olduğunu hissedebilmesine hizmet eder.
HEDEF NE ANLAMA GELİR?
Aileler hedef kavramını somutlaştırmaya çalıştıklarında, çoğu zaman farkında olmadan sonuç odaklı ve ölçülebilir alanlara yönelirler. Daha yüksek notlar, sınavlarda belirli bir puan, ders çalışma süresinin artması ya da belirli bir alışkanlığın kazanılması; ailelerin en sık dile getirdiği hedefler arasında yer alır. Bu hedefler genellikle iyi niyetlidir ve çocuğu destekleme isteğinden doğar.
Ancak bu yaklaşımda hedef, çocuğun iç sürecinden çok dışarıdan gözlemlenebilen davranışlara indirgenir. “Matematikten daha çok çalışması”, “daha planlı olması”, “dikkatini toparlaması” gibi ifadeler; aile açısından somut ve anlaşılır görünse de çocuk açısından çoğu zaman neyin değişmesi gerektiğini netleştirmez. Çocuk, bu hedefleri bir yön duygusu olarak değil; yerine getirilmesi gereken beklentiler olarak algılayabilir.
UZUN VADELİ BEKLENTİLER VE TAŞINAN YÜK
Bazı aileler hedefi daha uzun vadeli bir çerçevede ele alır. “İyi bir liseye gitmesi”, “ileride istediği mesleği yapabilmesi”, “başarılı bir hayat kurması” gibi söylemler bu gruba girer. Bu hedefler çocuğun gelişim sürecine dair kaygıları yansıtsa da çocuğun bugünüyle doğrudan ilişki kuramadığı için çoğu zaman soyut kalır. Çocuk için bu tür hedefler, yön gösterici olmaktan çok taşınması zor bir beklenti yükü hâline gelebilir.
Her iki yaklaşımda da ortak olan nokta şudur: hedef, çoğu zaman çocuğun nasıl hissettiği, nerede zorlandığı ve neye hazır olduğu dikkate alınmadan belirlenir. Oysa hedefin çocuk açısından işlev kazanabilmesi, çocuğun kendi deneyimiyle temas edebilmesine bağlıdır. Hedef, çocuğun yaşamına ne kattığını hissettirdiğinde; baskı değil, anlam üretir.
Bu nedenle aileler için asıl belirleyici soru, “Hangi hedefi koymalıyım? “dan çok; “Çocuğum şu an hangi alanda ilerlemeye hazır ve ben bunu nasıl fark edebilirim?” sorusudur.
YÖN VERMEK Mİ, ALAN AÇMAK MI?
Bu noktada hedefle çalışmak, aile açısından bir yönlendirme meselesinden çok bir eşlik etme biçimi hâline gelir. Çocuğun hangi alanda ilerlemeye hazır olduğunu fark etmek, çoğu zaman doğru hedefi belirlemekten daha belirleyicidir. Çünkü hedef, çocuğun hazır olmadığı bir alanda konumlandığında; yol gösterici olmaktan çok zorlayıcı bir beklentiye dönüşür.
Bazı çocuklar için hedef, bir derse başlamayı daha az erteleyebilmekle ilgilidir; bazıları için ise bir sorumluluğu tamamladıktan sonra hissettiği güven duygusunu yaşayabilmekle. Bu fark, çocuğun kapasitesinden değil; içinde bulunduğu gelişimsel süreçten kaynaklanır. Bu nedenle hedef, “daha fazlasını yapmak” tan çok, nerede desteklenmeye ihtiyaç duyulduğunu anlamayı gerektirir.
Ailelerin bu süreçte en sık zorlandığı noktalardan biri, hedefi netleştirmeye çalışırken çocuğun duygusal tepkilerini gözden kaçırmaktır. Oysa çocuğun hedef konuşmalarındaki tutumu — heyecanlanması, sessizleşmesi, konuyu değiştirmesi ya da ertelemesi — hedefin onun için nasıl bir anlam taşıdığını açıkça gösterir. Bu tepkiler düzeltilmesi gereken davranışlar değil; ebeveyn için yol gösterici ipuçlarıdır.
DİL VE ZAMANLAMA
Hedefin nasıl konuşulduğu, ne söylendiği kadar belirleyicidir. Günlük yorgunluğun arttığı, çatışmaların yaşandığı ya da performansın sorgulandığı anlar, hedef konuşmaları için uygun zeminler değildir. Bu anlarda yapılan yönlendirmeler, çoğu zaman hedefi güçlendirmekten çok savunmayı artırır.
Buna karşılık, çocuğun kendini daha rahat ifade edebildiği, sürecini değerlendirmeye açık olduğu zamanlarda yapılan konuşmalar; hedefin sahiplenilmesini kolaylaştırır. Bu konuşmalarda amaç, hedefi netleştirmekten çok, çocuğun kendi sürecini fark etmesine alan açmaktır. Çocuğun cümleleriyle şekillenen hedefler, ebeveyn tarafından belirlenenlerden daha kalıcı olur.
DUYGUSAL TEKRARIN GÜCÜ: ÖĞRENMENİN GİZLİ MOTORU EBEVEYNİN ROLÜ: TAKİP EDEN DEĞİL, TEMAS EDEN
Hedefle çalışırken ebeveynin rolü, süreci sürekli izleyen ya da hatırlatan bir konumda olmak değildir. Asıl belirleyici olan, çocuğun hedefle kurduğu ilişkiyi yakından fark edebilen bir duruş sergileyebilmektir. Bu duruş; çocuğun ilerlemesini sayılarla ölçmekten çok, sürece nasıl eşlik ettiğini anlamayı içerir.
Bazen çocuğun hedefinden uzaklaşması ya da hedefi ertelemesi, başarısızlık değil; hedefin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin işaretidir. Bu anlarda hedefi sıkılaştırmak yerine, çocuğun neye ihtiyaç duyduğunu konuşmak; hedefin yeniden işlev kazanmasını sağlar.
HEDEF KURULAN İLİŞKİNİ NİTELİĞİ
Sonuç olarak başarıya giden yol, doğru hedefi koymaktan çok; hedefle kurulan ilişkinin niteliğiyle ilgilidir. Hedef, çocuk için bir yük değil; ilerlediği yolu anlamlandırmasına yardımcı olan bir referans noktası olduğunda işlev kazanır. Ailelerin bu süreçte sunduğu en güçlü destek, çocuğun hedefe ulaşmasını sağlamak değil; hedefle sağlıklı bir ilişki kurmasına eşlik edebilmektir.
Bu ilişki kurulduğunda, akademik alanlar da uzun vadeli yönelimler de zamanla kendi yerini bulur. Çünkü çocuk, neye doğru ilerlediğini değil; ilerleyebildiğini hissettiğinde gelişim mümkün hâle gelir.
~YENİ NESİL 2000 OKULLARI

